Aşağıdaki yazı Ebrar Güldemler tarafından kaleme alınmıştır.

***

Çocuklara kitap okumak benim için hiç bir zaman bir “sağlıklı beslenmeli”ler kontenjanından olmadı. Zekaları gelişsin diye düşünüp uyguladığım bir şey hiç olmadı. Onun yerine, benim bizzat dünyayla kurduğum bağ üzerinden, onlarla da kurduğum bir bağ ve hayatta en çok sevdiğim şeyi paylaşmak oldu.

En bebek zamanlarından beri okuruz. Günün her saati, her durumda okuruz, yanımızda taşırız, kitaplara bir şeyler döker, eskitiriz, parçalarız, bazen bir şeyler çizeriz üzerlerine. Kitap bizim evde muhakkak yatmadan önce okunan bir şey değildir.

IMAG1004_1_1

Ama bazı kitaplar var ki; tam olarak yatmadan önce okumak için… Mesela; Koyun Russell!

Serinin Türkçe’ye çevrilmiş iki kitabı var. Koyun Russell, ve Koyun Russell ve Kayıp Hazine. Bir de Noel temalı var, fakat henüz Türkçeleştirilmedi.

Benim kişisel favorim, elbette ilk kitap ve Russell’ın çizgili uyku başlığı. Bu sene kararlıyım, bir tane öreceğim onlardan. Kitapta en sevdiğim diğer şeyse; küçük kurbağa. Bu minik yeşil kurbağa her sayfada var ve bininci okumada dahi onları bulmak çok eğlenceli.

Bizim evde bu kitap çocuklar yaklaşık altı aylık olduklarından beri okunuyor. Ben bazı kitapları yaşlara göre sınıflandırmak yerine, dikkatlerine göre kısaltmak, uzatmak gibi şeyler yaptım hep. Kitabı ezberleyecek kadar çok okuduğumuz zamanlarda; genellikle İngilizce okumalarına geçmeyi seviyorum. Böyle bir tercihiniz varsa; bu adamın okumasını sevdiğimi eklemeliyim. Daha ileriki yaşlar için, hikayeyi Kurbağa’nın gözünden konuşmak da faydalı olabiliyor.

Bazı kitap kahramanlarını çok içselleştiriyorlar. Ben de sahiden bunu daha ticari karakterlere tercih ettiğimden pekiştirecek aktiviteleri destekliyorum. Hiçbir şey bulamazsam boyama sayfalarının çıktılarını alıyorum. Mesela yayınevinin hazırladığı bu  ve bu sayfa kitap şeyler ve keyifle yapıyorlar. Yahut çok sevimli bir karakterse, bir görselini basıp odaya yapıştırıyorum Bu Koyun Russell’da çok işe yaradı, ona iyi geceler dileyip uyudukları zamanlar oldu.

IMAG1005_1
Russell fotoğraflarını büyük bir deftere yapıştırdı ve çalışmalarını hayranlıkla seyretmeye koyuldu. “Hmm,” diye düşündü. ‘Belki de sonunda gerçekten bir hazine buldum.”

Birinci kitabı öyle seviyorum ki, sırf bu yüzden diğerinin hakkını yemek istemem. İkinci kitap pek uyku öncesi kitabı sayılmaz, yine de çok güzel. Russell bu kez de hazine arıyor, fotoğraf makinesi buluyor ve kitabın sonunda kendi hazinesini yaratıyor. Fotoğraflarını yapıştırdığı devasa defter; tüm zamanların en iyi hazinesi oluyor. Mesajı çok güzel ve bizim de evde bu tür bir defterimiz var. Çocukların anılarla ve anı biriktirmekle kurduğu bu bağı çok önemsiyorum.

Rob Scotton’ın çizimleri zaten muhteşem, Türkçe çevirisi pek latif. Alalım, okuyalım, uyuyalım o vakit!

[author image=”http://arsiv.blogcuanne.com/wp-content/uploads/2015/11/EbrarFoto.jpg” ] EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… Otuz yaş eşiğini, bisiklet binip resimler çizdiği bir zamanda, iki çocukla geçti. Hayat cömertçe tam da istediği yöne evrildi. Uzun yıllar filmler, diziler, çizgiler çevirdi. Yeniden diplomalar edindi, evler değiştirdi. Çok okuyan, çok konuşan, çok yazan ve anlatan hallerini öğretmenlikle öğüttü. Kitap okumaya, örgü örmeye, yemekler pişirmeye, ikindi ışığına, semenderlere, renklere, uzun yaz öğleden sonralarına, dil öğrenmeye, bisiklet binmeye bayılıyor. İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığınave en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor.

Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz. [/author]

blogcuanne tarafından yayınlandı

Blogcu Anne Elif Doğan - Deniz, Derin ve Derya'nın annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir.

“Uyuyamadığınızda; Koyun Russell!” için 6 yanıt

  1. MErhaba,

    İtiraf ediyorum ki bu blogun çift kalemine alışamadım henüz. Yazıyı Elif yazmış gibi okuyup, Koyun Russel’ın uyku başlığından öreceğim cümlesini okuyunca içimden “vayyyy Elif’a bak hele, hiç beceremem filan diyo ama demek annesinden örgü örmeyi de öğrenmişşşşş” dedim mi ? Dedim vallahi 🙂

    Kitabı aklıma yazdım, ilk fırsatta alacağım, eline sağlık Ebrar 🙂

    1. Aynen katılıyorum. Elif yazmış gibi okudum 🙂 enteresan benzerlik

    2. Haklısınız 😉 Yazının başına bir açıklama koyduk.

      Koyun Russell’i ben hiç okumamıştım bu kitap fuarına kadar (geçen hafta edindim), Ebrar gelince de yazmasını istediğim ilk kitap o oldu. Yaşasın!

      1. Merhaba 4.5 ve 2.5 yaşında 2 oğlum var şu ana kadar kitap seçmekte zorlanmadım ama bundan sonrası için hangi yaşta Hangi kitapla başlamalı bilmiyorum bende çocukları olduktan sonra okuyan bir anne olarak cok bilinçli değilim bununla ilgili nasıl bir yol izlemeliyim

  2. Biz de hastasiyiz Russell’in ve uyku basliginin! Itiraf etmeliyim bazen daha cok kendim icin okuyorum 😀 Kayip Hazine elimizde yok, ilk Turkiye ziyaretinde edinilecekler listesine alindi bu yazidan sonra 🙂
    Bu arada Ingilizce okuma yapiyorsaniz, yine Rob Scotton’in Splat the Cat serisi de eglenceliye benziyor.

  3. Kitabın youtube dan dinlenebildiğini de böylece öğrenmiş oldum. Ben de blogcuanne diye okudum, yazım stili de benziyor sanki. Sadece örme kısmına, yok artık demiştim ki farklı kalemmiş :))

Yorumlar kapatıldı.