“Anne olarak sizin de ihtiyaçlarınız var”

Sibel Ekdemir Kaya’yla, bu blogda konuk yazar olmak için gönderdiği şu yazı üzerinden tanıştık. Sonra bir araya geldik, sohbet ettik falan derken laf lafı açtı, Sibel’in yazı yazmaya meraklı olduğu, benim de yazı yazan insanlara meraklı olduğuma falan konu geldi derken bir de ne görelim! Sibel’in Söyleşileri diye bir bölüm olmuş bu blogda! Sibel’in, annelik …

Bu kez çağrı, Change.org’un kendisi için…

Kasım ayının sonuna doğru, change.org’dan bir mesaj aldım. Her Change.org mesajı gibi, adıma bir çağrıyla başlıyordu: ”Elif, yeterli maddi destek olmazsa kapanıyoruz.” Change.org Türkiye Kampanyalar Direktörü Erhan Keçeci imzalı mesaj, ”Bu defa biz Change.org ofisi olarak bir dönüm noktası yaşıyoruz” diyordu. Change.org’un Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü Uygar Özesmi’yle, Greenpeace’te çalıştığı döneme dayanan bir tanışıklığımız …

Aşırı ekran tüketimi hakkında ne yapmalı?

Geçen hafta HT Hayat‘ın düzenlediği Ekran Nesli (Screenagers) filminden çok kısaca bahsetmiştim. Filmi izlemeye gitmeden hemen önce NY Times’daki şu yazıyı okumuştum. Bu haftaki ‘Pazar çevirisinde’ ona yer vermek istedim (çeviri her zamanki gibi Ebrar Güldemler’e ait). Bizlerin teknolojiyle büyümemiş olması, hayatımızın gittikçe daha önemli bir parçası haline gelen bu unsuru nasıl yöneteceğimiz konusunda endişeli yapıyor bizleri… …

İşine bak!

Geçtiğimiz hafta HT Hayat’ın düzenlediği, Türkçeye ‘Ekran Nesli’ olarak çevrilen Screenagers filminin gösterimine katıldım. Ufuk açıcıydı çok. Film hakkındaki şu makaleyi okumuştum gitmeden. Ne yazık ki Türkçesi yok — şimdilik… Çocuklarımız büyüdükçe teknolojinin hayatımızda işgal ettiği yer ve zaman çok daha fazla ilgilendirmeye başlıyor bizleri… Onların teknolojiyle olan ilişkilerini yönetmeye çalışıyoruz ama biz kendimizi ne …

‘Farkındalık, yaşamamızı sağlar’

İnsan bulunduğu ortamdan dışarı çıkmadan ya da içinde bulunduğu durumu değiştirmeden, nasıl bir zorluk içinde olduğunu fark etmiyor. Her İstanbul dışına çıktığımda, İstanbul’da nasıl bir sıkışmışlık içinde yaşadığımızın farkına varıyorum. Binalar üst üste… İnsanlar üst üste… Arabalar, trafik, sıkışıklık… Zaman zaten yetmiyor. Yine de hava alacak boşluklar var, yok değil. Dün, bunlardan biriydi… “Bakkala ben giderim!” …