Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 36. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları, Yeni bir haftadan merhaba! Artık resmi olarak son 4 haftamız! Bu haftadan itibaren doktor kontrolleri her haftaya çıktı. Zaten hafta içi iki kez de hastanede ölçüm ve kontrole gidiyorum biliyorsunuz, derken neredeyse her günüm bir hastane-doktor koşturmacasıyla geçer oldu! Bir taraftan (özellikle Sinan’ın okulda olduğu sabah saatlerinde) evde rahat rahat ayaklarımı …

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 33. hafta

Emzirmek ya da emzirememek, işte bütün mesele bu 33. hafta ile birlikte benim gündemimdeki konular değişmeye başladı. Öncelikle “inşallah sağlıkla doğarlar” cümlesi gün içinde defalarca aklımdan geçiyor. Devamında ise minnaklar doğduktan sonra emebilecekler mi düşüncesi koşup yetişiyor, bu iki bebeğe yetecek sütümün olabilecek mi acaba! Hamilelik tarafımca zaten doğal, tüm kadınların rahatlıkla yaşayabildiği bir eylemmiş …

Bir sezaryen sebebi olarak çatı darlığı

18 haftalık bir anne adayı e-mail göndermiş. Tıbbi bir gereklilik olmadığı sürece doğal doğum yapmak istediğini, doktorunu çok iyi tanımadığını ve dolayısıyla bu konudaki yaklaşımlarından emin olamadığını söylemiş. Ve birçok gebenin ortak bir soru ve sorununu dile getirmiş:

Allah’ın işi

Rahmetli anneannemin bir sözü vardı: “Allah’ın işine karışma” derdi. Ben ne zaman olmayacak bir şey istesem, ne bileyim, ertesi gün bir yere gideceksem ve yağmur yağmasını istemiyorsam, “Ya uf, yağmasın işte yağmur!” diye isyan etsem bana kızardı: “Allah’ın işine karışılmaz kızım!”

Modern kadının ‘doğum yöntemleri’ ile imtihanı

Bugün birçok anne-çocuk sitesinde ve çeşitli kadın dergilerinde “Hangi doğum yöntemi size göre” başlıklı yazılara rastlıyoruz. Bu yazılarda doğum yöntemleri sıralanıyor: doğal doğum, suda doğum, epiduralle doğum, sezaryenle doğum gibi… Ben böyle çeşitlendirmelere çok karşıyım. Bence doğumun tek bir yöntemi var; o da normal doğum. Yani bebeğin vajinal kanaldan geçerek doğması. Ben bebeği dışarıya çıkarabilmek …