Yaz tatilinde çocukları ekran olmadan oyalamanın ‘bissürü’ yolu

Şimdi bir an için gözlerimizi kapatalım ve henüz bu hafta 40’a yakın genç insanın teröre kurban gittiği, iktidar hırsı yüzünden savaşa sürüklenmekte olan bir ülke olmadığımızı hayal edelim. Böyle bir ülkede çocuklarımızı bu bitmek tükenmek bilmeyen yaz günlerinde nasıl oyalayabiliriz? Yaz okulu bir alternatif (her yerde yok ve maliyetli), televizyon/tablet/bilgisayar (kısaca ekran diyelim) bir başka …

Hay ekran kadar…

Hafta sonu nihayet bahar geldi İstanbul’a. Sonunda! Öyle olunca tabii parklara bahçelere koştu İstanbul halkı. Dün Moda’da iğne atsan yere düşmüyordu, kesin bilgi! Eh, biz de vurduk tabii kendimizi parklara, bahçelere… Hafta sonunun ilk gününde, nispeten serince bir bahar gününde gittiğimiz bir parkta çocuklar koşturuyorlardı. Yanımda oturan kadının yanına yanaştı oğlu, ‘Anne, eve gidebilir miyiz, …

Televizyon: Gözden ırak, gönülden ırak

‘Biz çok televizyon seyredilen bir ev değiliz’ desem de, bundan yaklaşık bir buçuk sene öncesine kadar çocukların her okul dönüşü televizyonun karşısına kurulduğu, bizim de kendimize bellediğimiz bir dizi (en son Kuzey Güney) eşliğinde kafamızı dağıttığımız, haber/tartışma programlarını takip ettiğimiz bir programımız vardı (daha ne olsun?).

Televizyonsuz evler de var

Televizyona düşkün bir insan olmadım hiç. Amerika’da yaşarken keyifle seyrettiğim dizilerim, programlarım vardı, ki genellikle ya National Geographic’teki köpek eğitmeni Cesar Millan’ın Dog Whisperer programı (burada da Köpeklere Fısıldayan Adam adıyla yayınlanıyor), ya da Law and Order gibi içi boş ama keyifli vakit geçirten haftalık serilerdi.

Tarihe not: Devekuşu

Bu akşamüzeri Derin odasında uyurken, Doğan’la ben de mutfakta yemek hazırlığındayken, Deniz aniden ortadan kayboldu. En son bıraktığımızda salonda oynuyordu, birazdan baktık ki yok… Birden bir ses duymaya başladık salonda… Böyle, televizyon gibi, ama televizyon değil. Bir yerlerde birileri konuşuyor.

Digiturk’ün ayıbı

Az önce Deniz’e sabahki televizyon dozunu seyrettirmek için televizyonu açtım. Baktım, Johnny Test denilen çizgi film var (isimlerini ezberledik çok şükür!). Yalnız görüntü bir tuhaf, böyle piksel piksel, sanki bilgisayarda seyrediyormuşsunuz gibi. Başka kanallara baktım, düzgün. Cartoon Network’e geri döndüm, yine aynı. Amblemi düzgün, ancak yayın berbat, göz bozuyor resmen.

Manik depresif

Geçen hafta bir öğleden sonra, Deniz okuldan geldikten sonra aşağıda bahçede oynuyordu. Benim evde olduğumu bilmiyordu, çünkü sabah ona o geldiğinde babaannesinin evde olacağını, benim dışarıda toplantıda olacağımı söylemiştim. Planlar değişti, ve ben öğleden sonra evde kaldım. O bahçede oynarken balkondan çıkıp sevgiyle, gülümseyerek seslendim: Deeeeniiiiiz! Beni gören oğlumun yüzünde bir dehşet ifadesi. Sanırsınız ki …